Boş Konuşma

Yakarış Biçimleri-Dua Stilleri ve Mâkbul Dua

Uzun zaman oldu yazı yazmayalı. bir süredir bundan dolayı görüşememekteyiz. ama kavuştuk artık. Blogda değişikliklere gitme planlarım var. Sizin de görüşleriniz önemli. Bekliyorum her zaman eleştirilerinizi. Bugün isimden belli olduğu üzere konu yakarış biçimleri.

Yakarışın bir adı da dua. Buna bağlı olarak “nasıl dua ediyoruz nasıl etsek daha mantıklı olur sanki” bunlar hakkında aklımdan geçen bir kaç şeyi sizinle paylaşacağım. Dini bi yazı değil. Din ile bağlantılı bir yazı. Dini yazı yazmaya benim gücüm yetmez. o yüzden okurken de o şekilde değerlendirirseniz sevinirim.

Öncelikle bir kaç bilgi verelim. Dua arapçada namaz ile direk bağlantılıdır. Namaz kelimesi farsça, araplar namaz konusuna direk dua der. Salah kelimesini kullanırlar ki dua ile irtibatlıdır yine.

Müslümanların kıymeti de dinde duası ile ölçülür. “Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var” dan bunu anlayabiliriz.

Başkası için dua etmenin de çok büyük kıymeti vardır islamiyette. Mü’minin din kardeşi için, arkasından yaptığı hayır dua kabûl olur. Bir melek, “Allahü teâlâ, bu iyiliği sana da versin! Âmin” der. Meleğin duası red edilmez.” (Hadîs-i şerîf)

Dua, kul ile yaratıcının iletişime geçtiği hal olması hasebiyle de ayrı bir hususiyet kazanır.

Her dinde dua en önemli yerde durur. yahudilikte, hristiyanlıkta, çok tanrılı dinlerde…

İsteklerinin olması için bazı dinlerde ekstra işler yapılır ki duanın makbuliyeti artsın.

Bazı yerlerde hatta sokaklarda falan tanrılar oturur. para verip resim çektirip dilek dilersin. (budizm)

Bunun dışında dinlerdeki özün kaybedildiği haller de vardır. Ağaça çaput bağlama ve türevleri gibi…

Hepsinde insan bi yakarış halindedir. kiminde makbul kiminde merdut… Hepsinde bir istek vardır.

Bunlar bi kenarda dursun şimdi benim asıl konuşmak istediğim tarafı burası değil olayın.

Dua iki kısımdır.

1.Kavli Dua: Gönülden bişey istemek.

2.Fiili Dua: Gereklerini yerine getirmek…

Benim bahsedeceğim şey de o ikinci kısımla alakalı.

Bakıyorum dünya üzerinde hep ezilen taraf müslümanlar oluyor. Zulm gören. Fakirlik çeken…

Bu olayların kader olmasının dışında bir gariplik var. Biz biliyoruz ki en makbul din islam. Buna bağlı olarak Herşeye gücü yeten Allah’a da en yakın olan kişi müslüman. Ve dünya üzerinde en çok zulmü, eziyeti çeken de müslüman. Nasıl oluyor da böyle oluyor ?

Allah müslümanları neden elin kafirine ezdiriyor? gibi sorular akla gelebilir.

Cevap belli. Demekki yapılması gereken bazı şeyler var ve onlar yapılmıyor.

Son olan Suriye olaylarında da görüldüğü gibi. Oluk oluk kan akıtıyor elin kafiri. kadın çocuk dinlemiyor, cami ev dinlemiyor.

Yanlış olan demekki bu örnekte de olduğu gibi Gücün o kafirde olup müslümanda olmaması.

Buna bağlı çalışma Azminin az olması. Başka şeylerle kendinin tatmin edilmesi.

Atıyorum Suriyede neden müslümanlar başta değil ?

Neden fakir halk kısmı müslüman da diğer adam hükümdarlığını kurmuş.

siz bu konuyu diğer coğrafyalar için de düşünebilirsiniz. Garip bir anlayış var.

Kuran hak kitap. ve o hak kitapda lanetlendiği yazan bir halk bile şuan dünyayı elinde döndürebiliyorsa demekki bi yerlerde hata var.

Demekki onlar kadar birlik değiliz. Demekki onlar kadar çalışmıyoruz. Demekki ÇAĞIN GEREKLİLİKLERİNİ onlar kadar iyi yerine getiremiyoruz ki onlar bizim başımızda bir gardiyan gibi duruyor ve Allahın adaletinin uygulanacağı yerde kendi koydukları kurallarla bizi yargılıyorlar.

Allah bence bize bişey öğretmeye çalışıyor. Ve biz inatla öğrenmiyoruz. eziliyoruz, kanımız dökülüyor, ciğerimiz parçalanıyor, kadınlarımıza tecavüzler ediliyor ama akıllanmıyoruz. Allahın bize öğretmek istediği şeyi öğrenmiyoruz.

Eğitimde onlardan ileri değiliz.

Bilimde onlardan ileri değiliz.

Teknolojide onlardan ileri değiliz.

Psikolojik harp malzemelerini (medya vs) onlar kadar iyi kullanamıyoruz.

Sonra da Allahın sünnetine ters olayları bekliyoruz. Yardım etsin istiyoruz.

Elbetteki yardım etsin isteyelim ama Allah diyor ki İnsana ancak çalıştığı kadarı var.

Demekki eğitimde çalışmamışız, bilimde gelişmemişiz, teknolojide yokuz. Ve galip gelmek istiyoruz !

Yeniliyoruz, bunu anlamıyoruz hala.

Bir günde 500 kişi katlediliyo da nasıl böyle bişey olur diyoruz. Nasıl olacak ki ya? ne bekliyoruz ki ?

Gökten melekler inip sağımızda 1000 melek solumuzda 1000 melek onları harap etmeyi mi bekliyoruz.

Şeriatı Fıtriye diye bişey var. Sünnetullah var. Yapılması gerekenler var.

Deveyi bile saldım Allaha güveniyorum diyene Efendimiz: Sen deveni bağla sonra Allaha güven diyor.

Devemizi bağlamamız lazım…

Çocuklarımızı yetiştirmemiz lazım. Çağın tüm getirdiklerini öğretmemiz lazım . Her alanda en iyisi olmamız lazım.

Eğer müslümansak eğer Allah da bizden bunu ister. Yarattığı dünyada ona isyan edenlerin her şeyi iyi yaptığını görmek emin olabilirsiniz Allahı mutlu etmez. Allah mutlu değilse de biz de mutlu olamayız.

Ve her başımıza gelen musibette felakette ağlar sızlar ve neden böyle oldu deriz.

Vasat derecede rivayet edilen bi hadisin sonunda şöyle diyordu hatırladığım kadarıyla:

Hadisin başında şöyle olursa şöyle olursa vs diye şimdi yaşadığımız herşey anlatılıyor. sonra da diyor ki öyle bir dünyaya oluk oluk fitne akar. Akar da içlerinden halis müslümanlar şaşkın şaşkın bu işe bakar. Ama Fitne durmaz diyordu.

Gerçekten de öyle. her gün başka bir felaket geliyor başımıza ama şaşkın şaşkın bakıyoruz. Acaba nasıl oldu ne oldu diye.

Hala gündelik meselelerde birbirini çekiştiren bir islam coğrafyası var. Birbirlerine güvenmeyen ülkeler. içi ayrı dışı ayrı garip ülkeler…

Ezilen müslümanlar…

Eğer bu garipliklerin son bulmasını istiyorsak yapılması gereken şey belli. herkes kendi alanında en iyi olacak.

Sonra herşey iyileşmeye başlayacak….

Çok ayrıntılı bir konu. Çok yazılması, disiplinize edilmesi gereken bir konu. Kısaca bi hatırlatayım dedim sadece.

Derme çatma bi yazı için üzgünüm. Konu özü açısından dünyayı değiştirecek olmasından önemli diye düşünüyorum…

 

Daha Fazla Göster

Samanpan

Dünyanın en güzel şehrinde doğup dünyanın en dandik başkentinde hayatını devam ettirmekte. Psikoloji İle uğraşmakta olup saçmalamak için bu siteyi kullanmakta. Tanısanız çok sevmezsiniz.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Sevgili Peygamberimiz ummetini ilim ogrenmeye kendilerini her konuda gelistirmeye tesfik etmistir. Hatta savas donemlerinde okuma yazmasi olan musriklere, ogretmeleri karsiliginda ozgurlugu vaad ettiginide biliyoruz. Bazen ve herkes icin sartlar ayni olmasada oturdugumuz yerden en azindan birseyler yapabiliriz diye dusunuyorum.Bilincli muslumanlar olup Allah’in bizden istedigi Dostdogru istikamettinden ayrilmamamiz gerek yazida belirtildigi gibi cocuklarimizin egitimi gelisimi temelden ele alinip dogru ellerde islenirse sonucun guzel olmamasi kacinilmaz olur, uzatmamakla birlikte;Cok guzel ve manidar bir yazi olmus elinize saglik.

Gittiği yere kadar ulynn için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu