Boş KonuşmaPsikoloji

Şişirilmiş Benlik Algısı ve Törenler

Çok uzun süredir bu hayatta sayılırım. Bir çokları için yaşlı bir kısım için ise orta yaşlı sayılan, kendim için ihtiyar bir şahıs olduğum söylenebilir. Cahit Sıtkı’ya göre yolun yarısını yürümüş bana göre hiç adım atmamış bir kişiyim. Nereden bakarsanız bakabilirsiniz ancak göreceğiniz yitirilmiş bir benlik algısı olacaktır.

Benim yitirilmiş benlik algısı dediğim konuya bir çokları görmüş geçirmiş de diyebilir. Bir çoklarının kayda değer bir tarafı yoktur genel olarak. Tabii ki benim kendim hakkında düşünmüş olduğum daha anlamlıdır. Yada bu bir kişisel yanılgıdır. Neyse artık.

Oldukça karmaşık bilinçaltımın arasından bir kaç mantıklı şey çekebilirsem, sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha doğrusu kendimi daha mutlu, dünyaya daha bağlı, güleryüzlü falan bir kişi olmak konusunda geliştirmeye çalışırken, burayı bir terapi odası şeklinde kullanmaya karar verdim, konunun sizinle pek bi alakası yok.

Kişisel deneyimlerim neticesinde bir çok insan tanıdım diyebilirim. Pek matah bir cins değil ancak aynı türden olduğum için ve başka türlerin blog açıp saçmalayacak seviyeye henüz gelmediğinden olsa gerek, insanla alakalı konuşacağım.

Yaşadığım süre boyunca herhangi bir kutlamayı istekli yaptığımı bilmiyorum. Hatta tamamına yakınının, insanın kendini gerektiğinden fazla sevmesi ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Gelip geçici olduğuna emin olduğumuz bir dünyada hatta Carl Sagan’ın dediği gibi diyecek olursak, soluk mavi bir noktanın gene çok soluk aynı zamanda saçmasapan bir yerinde yaşayan ve öldüğünde neredeyse dünyada hiç bir değişimin olmayacağı insanlardan biriyiz. Evrenin sürekli genişlediği, kaç milyar yıldızın olduğunun tahminlerle bile zar zor hesaplandığı kainatta cadılar bayramının bir anlamının olmaması gerekiyor gibi. Cadılar bayramı dedim çünkü başka örnek verdiğimde okuyanlar tarafından ayıplanacağımı bildiğim bir coğrafyada yaşıyorum. Bu örnekle en fazla cadılar tarafından lince uğrarız, onlar da çok az kişinin okuduğu bu blog yazısına denk gelmemiştir diye umuyorum. Diyelim okudular, bu b*ktan yazı için kendilerini açığa çıkarmak istemeyeceklerdir. Neyse.

Törenlerin başlıkta da geçtiği gibi şişirilmiş bir benlik algısı ile alakalı olduğunu düşünüyorum. İnsan eşref-i mahlukattır derdi İsmet Özel’in babası. Benim o konuda bir fikrim yok. Öyle dahi olsa bunun kendimizi çok fazla önemsemek ile alakalı olabileceği aşikar. Ancak sosyal çevrelerde, bu tarz kutlamalara denk geldiğinizde, sizin de eğer böyle bir algınız varsa, insanları bozmamalı ve onlara kutladıkları bu saçmalıklar konusunda destek olmalısınız. Kandilinizi kutluyorsa bir yakınınız, siz de, geceniz güzel geçsin falan gibi bir temenni ile karşılık vermelisiniz. Çünkü hem karşınızdaki hem de kandil gecesi temelde hiç bir anlam ifade etmezken, uzun uzadıya ona bir anlam ifade etmediği söylenmemelidir.

Törenler demişken ulusal ve dini kutlamalar hadi bir nebze anlam ifade edebilecek şeyler ancak kişisel törenler konusunda hiç ama hiç müsamaha göstermez durumdayım. “Birinci ayımızın kutlaması” falan diyen insan görmüş bu gözler. Allah’ın benim gözlerimi bu anlamsızlığı görmesi için yarattığını hiç sanmıyorum, Allah adına konuşmak gibi olmasın da. Birinci ayınız mı? Gerçekten mi ya. Nasıl kutlanır ki hem bu? Nice birinci aylara da denmez şimdi. Bu konularda çok beceriksiz biriyim ve bununla gurur duymaktayım. İnsanın dünyanın bir köşesinde sessiz sakin yaşaması gerektiğine inanan ve günü geldiğinde inat etmeden (Sürekli vitamin almak vb) dünyadan ayrılması gerektiğine inanan biriyim. Çünkü dünya gerçekten yaşamaya ne kadar uygun bilemiyorum.

Daha fazla ayrıntıya girmeden törenler ve kutlamalarla alakalı bu inanılmaz görüşlerimi noktalamak isterim! Son olarak herşeyi bu kadar abartılı kutlayacak kadar değerli insanlar olmadığımızı, yaptıklarımızın kişisel basitlikler olduğunu, kendini bilmenin en önemli bilgi çeşidi olduğunu vurgulayarak yazıyı kapatıyorum.

Dipnot: Kendime iyi geleceğini umduğum için daha fazla yazı yazabilirim bu aralar. Kusura bakmayın.

Daha Fazla Göster

Samanpan

Dünyanın en güzel şehrinde doğup dünyanın en dandik başkentinde hayatını devam ettirmekte. Psikoloji İle uğraşmakta olup saçmalamak için bu siteyi kullanmakta. Tanısanız çok sevmezsiniz.

İlgili Makaleler

6 Yorum

  1. Sana iyi geldiği gibi bizlere de iyi gelen bu yazıların dahasını bekliyoruz. Kalemine sağlık.

  2. Cadılar hakkında olan tespitleriniz ilginctir ki tam olarak böyle… :)
    Kişisel tören kavramı da harika, ben de pek sevemem bu tip şeyleri, çevremde kandil kutlayan insan da görmüyorum uzun zamandır, yeni yazılarınızda görüşmek dileğiyle…

  3. Benim gözlemim canlılar yalnız yaşamaya pek alışık değiller. Çiftleşme iç güdüsü neslini sürdürmeyle değil de sanki daha çok yalnızlığını gidermekle alakalı. Kutlamalar da aslında temelde birlikte olmayla ilgili. Birinci ay kutlaması gibi şeyler değil tabi. Anlam veremediğim herşeyin temeline inip diğer canlılar neler yapıyolar onları anlamaya çalışırım. Sürü şeklinde gezen hayvanlar acaba güvenlikleri için mi yoksa yalnız kalmamak için mi bunu tercih ediyor bunu çözemedim. Ama yalnız kalmamak da denkleme dahil. Hal böyleyken kutlamalar bir zemine oturuyor. İnsan kendisi dışındaki dünyayı tam tahlil edemeden kutlanacak günlerin varlığına alışmak zorunda kalmıyor mu zaten? İnsanın kendi dünyası dışında dışarıda kocaman bir dünya var. Öyle yada böyle bunun içine dahil oluyor. Köşemde oturayımla olmuyor.

    1. Yalnızlık konusunda size katılıyorum. Yalnız kalmayı da ayrıca önemli ve zor bir meziyet olarak görüyorum. Bu konuda insanın kendini geliştirmesi gerektiğini ve yalnız kalabilme yeteneğini kazanması gerektiğini düşünüyorum. Çok kişisel ancak bunlar. Yorumunuz için teşekkür ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu