Kitap-Kültür

Kaldı Bu Silinmez Yaşamak Suçu Üzerimde

Yıllar yıllar evveldi. Uzak, uzak bir galakside diye başlar gibi oldu. Star wars ile İsmet Özel sanırım hiçbir yerde bir daha yanyana gelmeyecek. Konuyu daha fazla sulandırmadan bikaç şey söyleyeceğim. Yıllar evvel kitaplıktaki ufak bir kitaptı sadece şair. Şair derken İsmet Özel’den bahsediyorum ve bahsedeceğim yazının devamında o maksat ile yazdığım bilinerek okunsun isterim. Küçük, ince bir kitaptı ve bilmiyordum kendisini. Baştan söyleyeyim şiir sevmem. Okumadım değil ancak. Terkib-i benti ezberleyecek kadar çok okudum. Şiirin yazılabilir birşey olduğunu hiç düşünmedim. Çok iddialı konuşmak istemem ancak düşüncem bu yöndeydi. Şiir, oturup hadi yazayım denecek bişey değildi demek istiyorum. İlahi bişey gibi, ilham gibi sanki. Ötelerle konuşmak belki de cinlenmek. Delirmek yada. O yüzden şiir yazdım diye yazıldığı anlaşılan şeyler ilgimi çekmedi benim. O yüzden ötelerle konuşana evvelden şair derlermiş. Peygamber için de şair diyorlar. Delirmek ile ilgili bir miktar okursanız benzer yargılara varabileceğinizi düşünüyorum. Bu dediklerim “dilce susup bedence konuşulan bir çağda biliyorum kolay anlaşılmayacak.” Şairlik biraz da “delirmek hakkını elde bulundurmak” gibi bişey.

Erbain kitabı anlattığım kitap. Dedim ya çok şiir okudum diyebilirim. Erbain e kadar. Evvelinde okuduklarımın kağıt kalem alıp yazılan şeyler olduğunu gördüm. Şiir yada şair neyse artık öyle değildir diyorum. Şiir nedir peki derseniz şairin tanımını bu noktada eklemeliyim. Kısa bir video ömrünüzden çalmayacağına eminim.

“O söylediği şey kendi canlılığını gösterdiği gibi arkadaşının da yüreğini ferahlatıyor”

Şiir böyle bişey işte. Kafiye uysun diye sözcüklere zulmetmek değil. Önce yaşamak gerekiyor belki düşmek. Sonra canlılık emaresi. Şiir bu.

“Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı;
ölmedim genç olarak,
ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde
bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.”

Türk şiirinin -ki çok eskiye kadar gidebilirsiniz- yazılmış en şiir şeyi bu yazacağım sözlerdir bence. Seversiniz kendinizce çeşitli şairlerin şiirlerini. Umarım büyük büyük konuşuyor gözükmüyorumdur. Kendi fikriyatım sadece. Türk şiirinin en tepesine koyduğum kişi kendisi. Başka şiir okumaya tahammül ettirmiyor bana kendisi. Bitiriyorum gevezelik ettim.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

Daha Fazla Göster

Samanpan

Dünyanın en güzel şehrinde doğup dünyanın en dandik başkentinde hayatını devam ettirmekte. Psikoloji İle uğraşmakta olup saçmalamak için bu siteyi kullanmakta. Tanısanız çok sevmezsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu