Çocuk Psikolojisi

Çocuklara Masallar ve Zeka Gelişimi

Yazan Samanpan

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde var olan ve şimdi yokmuş diyebileceğimiz masallar anlatılırmış.

Gelişen dünyanın yok ettiği önemli bir konudan bahsedeceğiz bugün, masal. Nesilden nesile anlatılagelen, hayal dünyamızı geliştiren ve şekillendiren önemli bir unsurdur masallar. Ancak günümüzde yerini tabletlerde izlenen çizgi filmlere bırakmıştır. Bu durumla alakalı olumlu olumsuz bir kaç konuya değinmek faydalı olacaktır zannediyorum.

Öncelikle masalların zeka üzerindeki etkilerinden başlamalıyız. Her çocuklu aile çeşitli mecralarda çocuklarının zekalarının gelişmesi için araştırma yaparlar. Çeşitli oyuncaklar, boyama kitapları, testler vb. onlarca materyalle karşılaşırlar ve bu ürünlere para akıtırlar. Bütçelerine büyük zarar verirler çünkü bu materyaller çok pahalıdır. Çünkü sizin için çok önemli bir konuyu çözeceğini umarsınız. Çocuklarınızın zekasını geliştirecektir elbette pahalı olmalıdır. Halbuki bunu bedavaya çözebilirsiniz. İşin size bakan tarafı öncelikle burası. Çocuğunuza bakan kısmına gelecek olursak, aldığınız hiç bir materyal masallar kadar etki etmeyecektir buna emin olabilirsiniz. Bu materyaller en nihayetinde sınırlı şeylerdir, köşeleri vardır. Ancak anlattığınız masallar sonsuz alemlere götürür çocuklarınızı ve hayal aleminde bu yolculuğu yaparlarken yönlendirmeden bağımsız olurlar. Düşünürler, hayal kurarlar. Masallar hayal gücümüzü kamçılayan, zihnimizin “gerçeklik kurma” işlevini harekete geçiren ve geliştiren çok önemli uyaranlardır. Ayrıca farklı düşünceleri de anlamaya imkan vererek, sosyal iletişim ve empati gibi en temel sosyal becerilerimizin olgunlaşmasında hayati öneme sahiptirler. Masal dinlerken anlatıcının sesindeki duygusal tonlamalardan başka yönlendirici etkiyle karşılaşmayan zihnimiz, tamamen kendisine özel sahneler ve deneyimler yaratır. Bunu yapmak zorundadır zira beynimizdeki devrelerin esas varlık amacı, aldığımız verilere olabildiğince detaylı bir şekilde anlam vermektir. Binlerce yıldır bu devrelerin işleyişini ilk ateşleyen şeylerden birisi ise öyküler, masallar ve kıssalardır.

Beynimiz, çalıştıkça yapısı ve bağlantıları değişen, sürekli kendini yenileyen bir yapıya sahip olduğundan, bu sürecin ne kadar önemli olduğunu detaylarıyla anlatmaya sanırım gerek olmayacak. Fakat bu gerçeği, her şeyi önümüzde hazır ve “yorumlanmış” halde bulduğumuz günümüz dijital dünyasında bir kez daha düşününce, karşımıza çıkması muhtemel olası sorunlara dair de hemen birtakım fikirler oluşmaya başlayacaktır kafalarımızda.

Beynimizde duygu ve düşünceleri zihinsel olarak kurgulayan kişilere ait özel faaliyet alanları vardır. Masallar o bölgelerin gelişmesini de sağlar.

Masalların bir başka faydasına gelecek olursak bize has olmaları. Hem anlatan tarafından hem de dinleyen. Anlatan tarafından nesilden nesile geldiği için kendi kültürümüzün bir yansıması olacaktır masallar. Yani ne olduğu belirsiz, yabancı kültürlere hizmet eden çizgi filmler gibi değil aksine bizim toprağımızla ve yaşantılarımız ile alakalı olacaktır. Çocuklarımız için bunun ne kadar önemli olduğunu sayfalarca yazabilirim anlatmak için. Kısaca bir örnek vereyim ve geçeyim. Örneğin bizim kültürümüz ile alakalı olmayan onlarca dizi var yayında. İstanbul’da, boğazın dibinde, her gün sevgili değiştiren, garip hayatları anlatan diziler. Bunu anadolunun bir köyünde izleyen genç kız, kendi annesini babasını kabul etmez hale geliyor. Çünkü gördüğü örnekteki anne babalar çok farklı ve yapay. Yerini de yadırgıyor çünkü boğazda bir köşkte yaşamayı görüyor sürekli. Sürekli sevgili değiştirme kısmı da girince al başına belayı. Ya intihar ediyor ya ailesi ile bağı kopuyor ya da evliliğinde sorun oluyor. Bu sorunlar toplumun sürekli yaşadığı çok büyük sorunlar. Bu konu da o derece önemli bir konu haliyle. O yüzden eline tablet verip kimin yaptığını bilmediğiniz, zararlı olup olmadığını bile kestiremeyeceğiniz çizgi filmler yerine kendi kültürümüzle yoğrularak bizlere kadar gelen masallar anlatmak çok çok önemlidir.

Ayrıca yabancı menşeli çizgi filmlerde gizlenmiş subliminal mesajlar, cinsel objeler saymakla bitmez. Çocukların bilinçaltının çok olumsuz etkileneceği ve ilerde onlarca sorun ile karşılaşacağı kesin. Ve bu sorunu ailesi olarak sizin açtığınızı bilmeniz gerekiyor.

Çocuklarınıza kitap alıp okutmamız da faydalıdır tabii ki. Ancak sözlü ve yazılı aktarımın da özdeş olmadığını hatırlatmakta fayda var. Sözlü iletişim ve sözlü kültür, yazılı olan muadillerine göre binlerce, belki on binlerce yıl daha eskidir. O yüzden sözlü aktarım, yazıdan çok daha fazla işler içimize, bizi çok daha derinden etkiler ve değiştirir.

“Masallar, halk söylenceleri, meseller ve kıssalar, yüz yıllardır, hatta bin yıllardır insanların sonraki nesillere sözlü olarak anlattıkları kurgulardır. Bu kurgular, aktarım esnasında elbette çeşitli değişikliklere uğrar, evrilir, uyum sağlar ve değişir. Her bir masal, öykü yahut söylence, ortaya atıldığı zamanın koşul ve ihtiyaçlarına uygun mesajlar taşır. Bu mesajlar, nesilden nesile aktarım sırasında rafine edilir, çeşitlenir, uyarlanır ve seçilir. Bir nevi “kültürel doğal seçilim” diyebileceğimiz bu süreç boyunca, öykülerin detayları değişmekle birlikte, içinde taşıdığı ana mesajlar, ahlaki öğütler, çıkarımlar ve “hisseler” zamanla en uyumlu, en “rafine” haline getirilmiş olur. Yani, söz gelimi çocuklarımıza Şahmaran masalını anlattığımızda, aslında sadece “yılan-kadın” şeklindeki bir ucubenin heyecanlı öyküsünü anlatmış olmayız. O masalın içinde kodlanmış olan iyi ve kötü, güzel ve çirkin, doğru ve yanlışa dair derinlikli mesajları da aktarmış oluruz. Binlerce yıl ve yüzlerce nesil tarafından damıtılmış bir bilgeliği aktarmanın bilinen başka bir yolu da yoktur.”

Son olarak çalışan aileler konusuna değinmek lazım. Zaten çocuğunuzu akşamdan akşama görüyorsunuz. Onda da anne yemek hazırlamak için mutfakta baba ise yorgun şekilde uzanmış halde. Çocuk anneye gidiyor, akşama kadar yorulmuş olan üstüne mutfakta çalışan anneden azar işitiyor, babaya dönüyor o da yalandan ilgilenir gibi yapıyor. “Hadi oyna yanımda”, “hadi oyuncaklarını çıkar” gibi başından savmaya yer arıyor. Bu gibi davranışlar çocuğun zihninde yaralara neden olur. Hiç olmazsa çocuğunuz yattığında, yorgun da olsanız, başına oturup hem ona masallar anlatın hem başını okşayın. Beyni gelişsin, duygusal zekası gelişsin, sizden göremediği ilgi ve sevgi yaralarına merhem olsun. Tabi bunun için çok sevdiğiniz dizinizin en can alıcı sahnesini bırakmanız ya da akşama kadar elinizden düşüremediğiniz telefonunuzla vedalaşmanız gerekebilir. Zor da olsa yapmalıyız. Çocuk doğurduktan sonra onu en iyi kreşe göndermek, en kaliteli ayakkabıyı almak, en iyi bakıcıyı tutmak falan yetmeyebilir. Siz daha ne yapayım akşama kadar onun için çalışıyorum deseniz de daha çok şey yapmanız gerekecektir. Ben bir sürü sorununuza faydalı olabilecek bu unutulan masallar konusunu hatırlatayım dedim. Üzerine yazılacak binlerce kelime var ancak bu kadar olsun şimdilik. Bir kişiye faydalı olursa ne âlâ.

Bir çocuğun zeki olmasını istiyorsanız, ona masallar anlatın. Eğer daha da zeki olmasını istiyorsanız, daha çok masal anlatın… Albert Einstein

 

Yazar Hakkında

Samanpan

Dünyanın en güzel şehrinde doğup dünyanın en dandik başkentinde hayatını devam ettirmekte. Psikoloji İle uğraşmakta olup saçmalamak için bu siteyi kullanmakta. Tanısanız çok sevmezsiniz.

Yorum

  • Çok önemli noktalara değinmişsiniz gerçekten.Zira günümüzde sadece yetişkinler değil çocuklar da maddi şeylerin kölesi olmuş durumda. Bebekliğinden itibaren eline tablet,telefon verilerek uyuşturulan çocuklar manevi değerlerin kıymetini öğrenemiyor ve bu uyuşturucunun etkisinden kurtulamadan, büyüdükçe maddeye daha da çok esir oluyor. Ancak hiçbir madde insanın içindeki boşluğu doldurmaya yetmiyor. Sonuç ise düştüğü boşlukta kaybolan yüzlerce genç ve yok yere tükenen binlerce hayat…

  • yokluk sonrası varlık gören insan olarak iyi ki şu zamanda “çocuk” değilmişim. beb bu kafayla çocuk olsaydım bu dünya bana dar gelirdi. biraz eski kafa olduğumdan kendimi durdurabiliyorum.

    şimdiki çocuklar hiçte şanslı değiller.

  • Bu devirde çocuk olmayı unutan çocuklar mevcut. Yine kitabın ve konumuz olan masalların önemini çok güzel vurgulamışsınız. İnsan gerçekten kitaplar ve masallar olmadan hayalsiz bir kutu misali rüzgar nereye savurursa oraya gider. Rüzgarın yönünü çevirmek de yine bizim gayretimizde. Çok teşekkürler yazınız için…

Yorum Yap